Michael Jackson hayranları neden masumiyete inanıyor

Michael Jackson yaşarken gözlerinin içine bakıp yalan söyleyemediler

Michael Jackson, çocuk tacizi iftiraları ile hayatının son döneminde büyük mücadele edip mahkeme kararıyla aklanmıştı. Buna rağmen Jackson'ın 10. ölüm yıl dönümüne denk gelen 2019'da yayınlanan "Leaving Neverland" belgeselinin HBO ekranlarında yayınlanmasına karar verildi. 

Michael Jackson'ın ailesinin yanı sıra Talun Zeitoun, Macaulay Carson Culkin gibi çocukken Popun Kralı ile arkadaşlık kuran ünlüler ve Jackson'ın eski kız arkadaşı Brooke Shields belgesele tepki gösterdiler. İddiaların yalan olduğunu yinelediler. Öte yandan Michael Jackson'ın davasında jüri olan Juror Paulina Coccoz "Bugün olsa yine Michael Jackson'ı masum bulurdum" diyerek belgesele tepkisini dile getirdi. Coccoz "Bu kadar harika bir insanın böyle korkunç şeylerle suçlanması ve böyle bir sanatçının bu dünyadan göçüp gitmesi ne kadar acı" şeklinde açıklamasına devam etti. Ben zaten Cem Yılmaz'ın potuyla ilgili yazı yazdığımda Michael'ın nasıl haksızlığa uğrayıp imajının zedelendiğini özetlemiştim. Bu yüzden yine bir köşe yazısı yazsaydım tekrar benzer şeyler söylerdim. O yüzden köşe yazısı yazmak istemedim. Fakat bir MJ Fan olarak bir şey yapmam gerekiyordu. Konuyla ilgili bir röportaj yapayım dedim. Hatırlarsanız MJTurkiye'den Arzu Hanım ile Michael Jackson üzerine bir röportaj yapmıştım. İşte o site ekibi yoluna mjizle.com olarak devam ediyor. Siteden Semih Erkan ve Deni Adler Topuzoğlu boş durmadılar ve Number One TV'ye çıkıp tüm Türkiye'deki MJ Fan'lar adına belgeselle ilgili hislerimize tercüman oldular. Ben de mikrofonumu bu kez onlara uzatayım dedim.

TURGAY SUAT TARCAN: Öncelikle sizleri tanımak istiyoruz. Nelerle uğraşıyorsunuz ve Michael Jackson hayranı nasıl oldunuz?

DENİ ADLER TOPUZOĞLU: Adım Deni Adler Topuzoğlu, İstanbul doğumluyum. Kolejde İngilizce eğitimi aldıktan sonra liseyi Sainte-Pulchérie Fransız Lisesi'nde Fransızca dilinde bitirdim ve 5 senelik bir biyoloji eğitimi için Paris'te kaldım. Orada aynı anda sanatla, resimle, tiyatro ve de koro eşliğinde Latince parçalarla ilgilendim. Bir de piyano solfej eğitimi aldım bir sene boyunca orada kaldığım senelerde... Biz eskiden Yeşilköy'de otururken bende hep Michael Jackson kasedi vardı. İlk kasedim "Dangerous" albümüydü. İstanbul'a döndüğümde Marmara üniversitesi Fransızca Öğretmenliği okurken Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde 11 aylık tiyatro eğitimi aldım. Orada olan oldu ve işaretlerle ilgilenmeye başladım. İnancım gelişti ve bir süre sonra Paris'te de Queen ve Paul McCartney dinlemişim; yani hep Michael Jackson'ın arkadaşlarını dinlemişim. Derken ilgilenmeye başladım, baktım, kitaplarını okudu, CD'lerini aldım, sosyal medyada onunla ilgili her gruba dahil oldum. Sanki birisi bana "Devam et!" diyordu. Komik bulmayın ama böyle inana inana Michael Jackson'ın resimlerini yapmaya başladım çünkü bir kitap projesinde resimlerim yer aldı. O günden bu yana yağlı boya Michael Jackson portreleri yapıyorum.



SEMİH ERKAN: Ben ise 24 yaşındayım ve psikoloğum. Kocaeli ve İstanbul’da yaşıyorum dönüşümlü olarak... Michael Jackson hayranı nasıl oldum? Öncelikle yurtdışında aldığım eğitimlerden dolayı çocuk yaşta tanıma fırsatı yakaladım. Aynı zamanda ilkokul ve ortaokuldaki müsamerelerde 23 Nisan, 19 Mayıs gibi etkinliklerde Michael Jackson ile kendimi sahnede buldum. Lise yıllarından sonra üniversitede yardım fonu kurup dans ekibi ile beraber çeşitli organizasyonlar yapıp, paralar toplayıp yardımlarda bulunduk. Yurtdışında yine Mj Fan club adı altında sosyal sorumluk projesi yürüttüm. Gbi gibi... Bunları uzatabilirim. "Ne zaman başladın? Nasıl oldu?" şeklinde bir soruya spesifik bir cevabım tabii ki de mümkün değil. Çünkü Michael Jackson sadece bir müzik, sadece bir ekol, sanat değil; hayatın ta kendisİ... Hayatı tanımlamak zor olsa gerek...


TST: MjTurkFan, MjTurkLover, Eni Veci Vokke'den sonra MJTurkiye de yayın hayatına son verdi. Bunun üzerine www.mjizle.com forumu açıldı ve başarılı projeler için soyundu. Sizce sosyal medya fan club'ları öldürüyor mu?

DAT: Bazen çok seçenek sunulduğu için odak noktasından çıkarsa da sosyal medya bence clublerin gelişmesinde büyük etkisi vardır diye düşünüyorum. Yani kısmen öldürse de belki büyük bir kısmıyla yeniden doğmasına vesile olabilir diye düşünüyorum.

SEMİH: Fan club’lar sosyal medya tarafından net bir şekilde öldürülüyor diyemeyeceğim fakat ciddi oranda etki ediyor diyebilirim. Fakat bu etkinin negatifliği ya da pozitifliği yöneticiler, yani uygulamayı sahiplenen kişiler tarafından belirleniyor ister istemez... Bunun sorumlusu sosyal medya hesaplarının sahibi bireylerin anonim olarak hesapları yönetmesi diye düşünüyorum. Aksi halde tavsiyele, gelişmeler, haberler ve projeler; daha kişi odaklı iletişim ile aktarıldığı taktirde daha fazla katılım, daha fazla etkileşim ve daha fazla kitleye ulaşacaktır diye düşünüyorum. Bunun dışında Mjfunclup, MjTürkiye yada Mjizle gibi sayfalar ciddi anlamda Michael Jackson hayranlarına verim ve farkındalık kazandırdığını düşünüyorum. En basitinden "Ölmedi, hiçbir zaman ölmeyecek" cümlesinin somut halini uygulamada görebiliyoruz.

TST: Number One TV'nin haberlerine çıktınız. Normalde bu tür müzik kanallarında yabancı ajanslardan yapılan çevirilerle haberler veriliyor ama bu kez özel haber yaptılar Michael Jackson hayranlarıyla ilgili... Nasıl başardınız?

DAT:
Öncelikle Işıl Hanım’a çok teşekkürler borçluyum, çünkü fikir ondan gelmişti. Bende ismi saklı olan çok değerli bir insanın Instagram grubuna katılmasıyla ve benim de İstanbul'da o anlığına ikamet eden tek kişi olarak gösterilmemle başladı her şey... Sonra Semih Bey kendini grupta tanıttıktan sonra kendisine ekip olmayı teklif ettim ve çok çok sağolsun kırmadı ve kabul etti. Kendi yoğun tecrübeleriyle beni yalnız bırakmamış oldu. Daha da kuvvetli bir birlikle tüm hayranların dili olmaya çalıştık. Umarım başarabilmişizdir.

SEMİH: Number One Tv'ye ulaşıp haber videosu hazırlama sürecimiz şöyle gelişti; MichaelJacksonturkeypage adlı Instagram sayfamdan Türk hayranları tarafından bir grup oluşturulduğunu ve sürekli benim de mesajları aldığımı gördüm. Benim her zaman belirttiğim gibi bu asla bireysel bir amaç, bir proje değildi. Bu işin arkasında birçok isim ve diğer Michael Jackson hayranları vardı. Grup halinde çalıştık. Hepsine tekrar teşekkür ediyorum. İyi ki varlar; inançları ile... Grubun amacı arkadaşımın da dediği gibi ismini vermek istemeyen ünlü bir organizatör ile iletişime geçebilmekti. Devamlı ve farklı farklı hesaplardan gönderdiğimiz mesajlar sonucunda o önemli şahsiyet bize geri dönüş yaptı. Gerekli bağlantıları sağlayıp bizi yönlendirdi. Ben; Semih Erkan Ve Deni Adler Topuzoğlu arkadaşım ile kendimize ait Michael Jackson’ın özel koleksiyonundan bir köşe hazırladık. Konuşma metni, basın bildirisi ve mevcut belgeselin bizde yarattığı rahatsızlığı Michael Jackson’ın sevgiye hoşgörü ve dürüst üslubu ile dile getirdik.
Uluslar arası olmasa da yerel çevrede ses getirebildiğimize var olduğumuzu hatırlatmak adına inanıyorum.

TST: Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan "Leaving Neverland" belgeseli Michael Jackson yaşarken masumiyetini kanıtlamasına rağmen yapıldı. Michael'ın artık iddialara cevap vermesi mümkün değil. Sizce bu adil mi?

DAT:
Bu neye benziyor biliyor musunuz ? Resmi olarak yapılan bir sınav düşünün, tüm sonuçlar belli olmuş ve biri geliyor "Ben orada birden bire hata edip şifre kullandım" deyip ortalığı karıştırıyor ve zaten belli olan sonuçlarıyla o zaten biten sınavı geçersiz olmasına neden olmaya teşebbüs ediyor ve tüm insanların emeklerini su istimal ediyor etmiş oluyor. Yani demek istediğim bu hiç de adil değil, etik değil, insanca değil, bir insanın ölümü o insana duyulan sorumluluğu kaldırmamalı bence. Yani o insan hayattayken yapılan bir sonuca ölümünden sonra da saygı duyulmalıydı. Bu konu beni derinden bıçaklıyor içimi.

SEMİH: Michael Jackson’ın kendisini savunması asla mümkün değil. Dünya ve haberi yapan insanlar duyan insanlar her şeyden önce şunu düşünmeli; siyahı siyah yapan, beyazın kesinliği, beyazın kararlılığı ve varlığıdır kanıtıdır. Tek taraflı hiçbir şeyi adil, dürüst, doğru ve net bir yapıya sahipmiş gibi savunulamaz, aktarılamaz Hangi dinde, hangi sosyal ideolojide, hangi kültürde olursa olsun; evrensel boyutta haksızlık, vicdansızlık ve acımasızlıktır. Hiçbir zaman hiçbir şekilde imkan ihtimal dahi vermediğim bir konu üzerine belgesel yapılmış. İnsanlar canlı ve dinamik varlıklardır. Değişik duygusal çalkantılar ile değişik dönemlerde kendilerinin dışına çıkabilmeleri pek doğal. Fakat sınır, denge, ahlak ve doğruluk kontrolümüzün dışında olduğu zaman elden hiçbir şey gelmeyeceğini kendilerini istismara uğramış diye gösteren iki şahısta gördük. Yapmış oldukları belgesel kendilerini hayatlarına, geçmişine, ailesine ve tüm yaşamına zıt, aykırı bir boyut taşıyor. Wade Robson özellikle şunu görsün istiyorum; mağdur rolünü oynayarak Michael Jackson'a zarar veremez. Şu an bulutların üzerinde kürek çekiyor. Boş ve olduğu yerde sekecektir.
Dünyanın her yerinde yayınlansın, hiçbir önemi yok. Michael Jackson yalnızca müzik yaratmadı burada, aynı zamanda bir dünya yarattı. Kimse dünyasında hayatını yok sayamaz. Bırakın üç beş çapulcunun maddi amaç güden iddialarını... Ayrıca onu yayınlayan ve pazarlayan medya ve yayın kuruluşları da tek bir amaç peşinde; "para"! Amerikan medyası kendi milletinin temsilcisi olan başkanını dahi yerden yere vurabilecek bir anlayışa sahipken bugün Michael Jackson adına yapılan haberlerin siyah, beyaz ya da yeşil, gri şeklinde yorumlanmasının hiçbir önemi yok ve hiç şaşırmıyorum. Ve şu bir gerçektir ki; şu an yayın yapan medya ve iğrenç başlıklar atan gazete yazarları gözde görülür bir şekilde Michael Jackson'a ve ailesine, değerlerine, mirasına tecavüz ediyor.

TST: Michael Jackson Estate belgesel yapımcılarına dava açtılar. Bu konuyla ilgili gelişmeleri öğrenebilir miyiz sizden?

DAT: Evet Michael Jackson Estate Yönetmeni Dan Reed'in sözde mağdurlar James Safechuck ve Wade Robson'ın anlatımları üzerine çekilen belgeselin yayınlandığı o HBO haber kanalına 100 milyon dolarlık bir dava açmaya karar verdi, çünkü o belgesel o kanalda yayınlanmıştı ve 20 sene önce sözde sanki gerçekleşmiş olan olayı gerçekten olmuş gibi anlatımlarda bulunuyordu ve Estate onu belgesel olarak değil, zaten olmadığı kanıtlanmış haber başlıklarının geviş getirmesi olarak görmüştür ve bu şekilde dava açmıştır. Herkesin bu yüzden HBO’yu boykot etmeleri bir nevi Michael Jackson Estate'i de bu haklı davayı açmak konusunda cesaretlendirmiş olmalı.

TST: Dansçı Wade Robson bu taciz iddialarını zamanında yalanlamıştı. Fakat bu belgesele destek verdi. Sizce bu reklam mı kokuyor, yoksa işin içinde para mı var?

DAT:
Bay Wade Robson hakkında konuşmadan evvel şöyle bir giriş yapacağım: hepimiz biliyoruz ki aynı su içinde iki defa yıkanılamıyor; yani seneler geçtikçe değerler de, insanlar da değişiyorlar, toplumsal, ekonomik, politik uyaranlar; hatta medyatik uyaranlar bile insanı bir gecede değiştirebiliyor. İşte o yüzden 22 yıl önce, hatta olmayacağını anlayacak derecede yetişkin olduğunda bile öyle çirkin bir şey olmadığını kabul eden bir zihine her an herşey olabiliyor. Birden bire depresyon geçiriyor olabiliyor, annesinin onu çok çalışkan yetiştirdiğini bilmesine rağmen çalışmalarındaki zorlanmayı birden bire 22 yıl önce olmamış bir olayın birden bire olmuş olmasına yormasının altında ekonomik zorluk yatıyor olabilir. Yani para kokuyor olabilir demek istiyorum. Keşke bugün de yine bir pişmanlık yaşasa bu zihin, çünkü her insan hatalar yapıyor; hatta değerlerini bile satacak derecede... Zihinden kastım, Wade Robson yani. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir.

SEMİH: Belgeseli yapan, yöneten, kurgulayan veya mağdur rolünü oynayan kimdir, nedir, ne değildir? Çok bariz belli ama şu daha çok belli. Michael Jackson’ın adının geçtiği pozitif ya da negatif herhangi bir olay para demek... Özellikle bu bir spekülasyon ise reyting demek... Dünya basını ve medyası için yeterli bir sebep değil mi sizce de? Tamamen bireysel, şahsi ve maddi amaç güdüleyen bir proje... Ayrıca kendilerini bir yandan da tebrik ediyorum. Biraz olsun insanlıkları varmış ki bu adi ve iğrenç iddiaları Michael Jackson yaşarken yapamadılar, onun yüzüne bakamadılar, gözlerinin içine bakamadılar. Ölmesini beklediler, öldükten sonra Michael Jackson’ın kazandığın milyonlardan hak talep ettiler. Bu talepleri reddedildi ve bugün bu belgesel ile karşımızdalar... Yorum sizin...

TST: James Safechuck, Michael Jackson ile küçükken Pepsi reklamlarında oynamıştı. Sizce bu belgesel için seçilme nedeni asılsız iddiaları insanları inandırmak için sergilediği oyunculuk performansı olabilir mi?

DAT:
Biliyorsunuz ki, bir nimet iyiye de kötüye de kullanılabiliyor. Pek de mümkün olabilir oyunculuğun da etik ve adil olmayan işlerde kullanılmış olması... Daha fazla yorumda bulunamadım, kusuruma bakmayın.

SEMİH: James Safeshuck'ın oyunculuk performansı iyi ya da kötü; mühim değil... Çünkü şu an bu belgeseli yaptılar ve abuk subuk iddialarla gündemdeler. Benim şahsi olarak buradaki düşüncem şu; bu iki isim dışında aynı komplo üzerinde birçok çocuğun ve bugün onlar gibi yetişkin olan bireylerin adı anıldı. Bu iki vatandaşın yanı sıra diğer sözde istismar edildi diye adı geçen kişilerin hepsine böyle bir projenin yapılacağına dair teklif sunuyor ve şiddetli bir red cevabı alıyorlar. Aynı süreçlerde, aynı ortamda, aynı yaşama tabii tutulan ikiden daha fazla çocuk var Michael Jackson hayatına girmiş... Eğer dürüst ve objektif bir belgesel proje farkındalık yaratılmak isteniyorsa onlar da bu projeye dahil olmak zorundalardı. Hele ki iddiaları yönetilen kişi hayatta değil ise insanlar sadece konuşmak istiyorlar ama lütfen öncesinde düşünün...

TST: Michael Jackson hakkındaki taciz iddialarının belgeselini çeken Dan Reed şarkıcının hayranlarından 'binlerce korkunç mail ve tehdit' aldığını söyledi. Konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

DAT: Bence bir şekilde böyle bir davranışa dürtülenmiş, güdülenmiş olan; yani değerlere aykırı bir davranışta bulunan birisinin kesinlikle bir duvara çarpması gerekiyor. Hani ceza alsın diye değil ya da "Oh ne iyi oldu" gibi kindar ve nefret şiddet içeren bir algı değil benimki... Tam aksine değerlerimizi hiçbir şeye satmamalıyız, eğer ki insanız satasımız gelirse mutlaka bir ders veya bir sınavdan bir hesaplaşmadan geçmek zorundayız. Bu doğanın bizi eğitici gerçeğidir bahsetmek istediğim...

SEMİH: Belgeselin yapımcısı Michael Jackson hayranlarından tehdit alıyormuş. Tehdit aldığı her şahsa birebir açıklama yapmak zorunda diye düşünüyorum. Şöyle; "Siz hayranları da onun yakınında olabilirdiniz, bu ve bunun gibi davranışlara maruz kalabilirdiniz, yakınında olmak isteyen ve olan herkes bir istismar mağduru adayıdır" şeklinde bir açıklama yapıması gerekirdi. Madem ki amaçları mağdurların sesi olmaksa mağduriyetin olmaması için topluma bir fayda güdmek için açıklama ve bilgilendirme yapıp o kişileri inandırmak ve tatmin etmek zorundaydı diye düşünüyorum. Tabii önceliği festivaller, büyük organizasyonlar ve büyük kanallardı. Reyting ve para buradan geliyordu. Alanında uzmanlığından ziyade kurnazlığını görüyoruz ki merkez tarafından tahmin edildiği üzere Michael Jackson’ın kayıp travmalarla dolu hasret kaldığı bir çocukluk anlayışı vardı. Yeri asla doldurulamayacak şekilde sevgi ve masumiyet temelli bir boşluktu bu... Dan Reed ve beraberindekiler bu zaafı ve Michael Jackson’ın zayıf yönlerini ve farklı kişiliğini yakından tanıyan sözde istismar mağduru iki vatandaşın isimlerini dahi anmak istemiyorum. Güzel çevirmiş, evirmiş, bilgi toplamış ve Michael Jackson adında medyanın yarattığı insan üstü bir imaj ile tutarlı hale getirmiş bir proje yapmış. Şunu da söylemek istiyorum: Michael Jackson hayranlarını ben bir ordu olarak düşünüyorum kendi dünyamda... Belki biraz mizah olacak bu ama dünyada hiç kimse onun kadar sevilen bir kitleye sahip olmadı. Sen gidip komutanın canını yakarsan canın yanar diye düşünüyorum. Bu da benden bir moonwalker askerinden mizah içerikli bir tehdit olsun. Ayrıca sahip olduğu her bir hayranı ve vermiş oldukları inanç mücadele için tek tek minnet duyuyor ve gurur duyuyorum.

TST: Jackson'ın birçok hayranı ve yakını bu iddiaların illuminati tarafından çıkartıldığını ve masumiyetini kanıtlayınca da cinayete kurbana gittiğini düşünüyor. Siz ne diyorsunuz?

DAT:
Michael Jackson’ın etrafında birçok grup vardı, fakat kesinkez illuminatiden olduğunu düşünmüyorum. Fakat onu çekemeyen grupların da işin içinde olma olasılığı muhtemel bence...

SEMİH: Şu bütün dünya tarafından bilinen bir gerçek ki Michael Jackson hiçbir zaman rahat değildi. Yaptığı müzikten yarattığı sosyal anlayışa, sahip olduğu vizyondan sanatındaki her bir vurguya kadar belirli gruplar yöneticiler, sistemler tarafından tehdit edildi, ötekileştirildi; tabiri caiz ise arıkovanına çomak soktu. Çünkü sistemin dünyanın toplumun ve insanların mükemmelleşmesine izni yoktu. Sistem savaş, çatışma, açlık ya da hastalık gibi durumların son bulmasına, insanların siyasi politikalarla uyutulduğu uykudan uyandırılmasına her zaman karşıydı. Michael Jackson müziğini tamamen bu anlayış ve çerçevede yapmaya çalıştı. Sahip olduğu veya dahil olduğu projeler, vakıflar, dernekler, yardım organizasyonları, yardım konserleri, röportajlar, şarkı sözleri, klipler ve daha birçok şekilde bu uzatılabilir. Birilerine hep tersti. Gerçekler topluma lanse edilsin istenilmedi. Siyahların beyazlar tarafından ötekileştirilmesi, aç çıplak Amerikan vatandaşlarının sokaklarda yaşaması, Afrikalı çocukların açlık çığlıkları, Bosna’daki insanların savaş mağdurlarının feryatları, Romanya’da yetim öksüz çocukların ihtiyaçları, Amerika’da ya da birçok ülkede kanser ve türleri ile mücadele eden çocuklar, her yıl yüzlerce futbol sahası büyüklüğünde kaybolan ormanlar, nesli tükenen hayvanlar, aileleriyle iletişimi olmayan madde bağımlısı gençler ya da kaybolan hayatlar, vb. Adeta Michael Jackson’ın kişisel problemiymiş gibi yardıma koştu ve çözüme kavuştu. Bugün ona minnet duyan milyonlarca kalp var. Sizce kim dünyanın bu kadar güzel olmasını ister ki? Kim sorunların bu kadar etkin ve kısa sürede çözülmesini ister ki? Birileri barış olsun istemiyor. Birileri kan dökülsün istiyor! Birileri savaş istiyor! Birileri yüksek yerlerden vatandaşa, halka, topluma ilizyon yapalım diyor! Michael Jackson gibi birileri ise gerçekleri bir şekilde topluma aktarmaya çalışırsa önce tehdit ederler, sonra sarsarlar. Adından engel olmaya çalışırlar; medyayı, toplumsal algıyı ve kişinin bireysel zaaflarını kılıç olarak kullanırlar. En sonunda da öldürürler! Gerçek şu ki sistem tarafından kurban edildi, suikaste maruz kaldı... Ailesi ve tüm yetkili çevresi bu gerçeğin farkında... Michael Jackson yaşarken de bunu her zaman söylüyordu zaten...

TST: Son olarak Popun Kralını 10 yıl önce kaybetmiştik. Şaka gibi geliyor zamanın bu kadar çabuk geçmesi... 10 yıl öncesine dönersek haberi aldığınızda ne yapmıştınız?

DAT:
İnanmayacaksınız ama ben yetişkin olmadığım dönemlerde estetikten dolayı onunla küsmüştüm neredeyse... Sanki yüzüne bakmak istemiyordum ve o zamanlar Paris'teydim bu küsmüş halimle. Aslında hiçbir şey yapamadım. Çok sonra değerini anladım; yetişkin olunca ve kendimle özdeşleştirince işin rengi değişti ve çok geç olmuştu kendisiyle ilgilenmeye başladığımda...

SEMİH: "Michael Jackson’ın ölüm haberini aldığımda ne yaptım?" sorusuna cevap vermeyi çok isterdim. Fakat bu benim için çok özel ve zor bir süreç, zor bir dönemdi. Belki mesleğim gereği, belki hayata bakış açım bunun sebebi olabilir ama bunu hiçbir zaman, hiç kimseye aktarmadım, dile getirmedim. Ve bugün de bunu yapamayacağım, üzgünüm. Hislerim o zamanda ve o mekanda kaldı. Kendimle taşımadım, gerçekliğine inandığım an onun yokluğuna inandığım an hayatımı, enerjimi, ilhamımı ve hayallerimi kaybedeceğim kaygısı ile büyüdüm. Biraz olsun açıklamaya çalıştım; umarım anlayışla karşılarsınız.
Son olarak şunu eklemek istiyorum; hayatım boyunca yaşama inandığımdan çok ölüme inandım. Yaşamın adaletinden çok ölümün adaletine, eşitliğine ve inkar edilemezliğine inandım ve inanıyorum. Hayatımızda dönüm noktası olan her konu gibi bizi çok acıtan, hatta neredeyse yok olacak seviyeye getiren ya da bizi hazzın doruk noktasına ulaştıran her durumun haklılığı gerekliliği ya da açıklaması gibi hayatımda var olan bir ihtiyaç olduğu gibi Michael Jackson'ı da hayatım ve fikirlerim dahilinde eşit derecede adil bir yönetici tarafından ele alınmış ya da alınacak olan bir ihtiyaç olarak görüyorum. Yaşadığımız dünya üzerindeki birçok şey boş ve gülünç geliyor, aslına bakarsam gerçek adaleti ve mahkemeyi bekliyorum! Sevgiler...

NOT: Bu röportaj 05.03.2019 tarihinde www.sadecemuzik.net adresi için yapılmıştır. İzinsiz ve kaynak göstermeden kullanımı yasaktır.

SİZDEN!

SİZDEN!

SadeceMuzik.Net ekibi olarak yepyeni bir proje ile takipçilerimize yepyeni bir imkan sunuyoruz. 

Sayfamızdaki yeni projemiz „SİZDEN!“ bölümü ile SadeceMuzik.Net dünyası artık daha interaktif, daha eğlenceli ve SİZDEN olacak !!

Umut E. ERKİ yazdı

Mert ATEŞ yazdı

Tanıtım

Esra Sezer'in ilk teklisi "Ama Hala" "Vocal Records" etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.

Konser Hikayeleri

Sanatçıların ölümlerine her zaman üzülmüşüzdür. Onları görmesek bile hayatımızın fon müziği oldukları için bizden bir parça gitmiş gibi olur. Fakat o şarkıcıyı gördüysek eğer anılarımıza da katılırlar. İşte ben de The Prodigy vokalisti Keith Flint'in ölüm haberini alınca sıradan ünlü ölüm haberlerinden daha çok üzüldüm. 

Dünden Bugüne

Dünden Bugüne`de Tarkan`ı mercek altına aldık.

İlginç Haber

 
Amy Winehouse 14 Eylül 1983 yılında dünyaya geldi, 16 yaşında profesyonelce şarkı söylemeye başladı. İlk albümü Frank'in ardından "Back to Black" adlı 2. albümünü İngiltere'de piyasaya sürdü. 

''Ünlü olmanın bana verdiği tek iyi şey restoranda iyi bir masa kapıyor olmam..''
DAVID BOWIE

Tarihte Bugün

Âşık Veysel vefat etti. (1973)

İçeriği ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sunmak ve trafiği analiz etmek için çerezler kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız Çerez Politikası.